Anadolu’nun güneybatı ucunda Ege’yle Akdeniz’i ayıran uzun ince Reşadiye yarımadasının orta güneyinde yer alan ilçe merkezi yatların gözde uğrak yeri konumunda. Bunda elbette koylarının çokluğu ve güzelliği payı büyük. Arazinin vahşiliği ve anayollardan uzak kalması da güzelliğinin bugüne kadar nispeten korunmasına yardımcı olmuş. Yarımadanın en dar yeri, Reşadiye Yarımadasının da başladığı nokta kabul edilen, Hisarönü Körfeziyle Gökova Körfezinin birbirlerine 800 m. kadar yaklaştığı Balıkaşıran Kıstağıdır. Yol bu noktayı geçip tekrar tepelere vurduğunda her iki körfez bütün güzelliğiyle ayaklarınızın altında serilirken tabiatının el değmemiş vahşiliği de sizi büyüleyecektir. Knidos antik kenti ilk olarak modern Datça’nın 1 km kadar kuzeydoğusunda MÖ 7. yy.da kurulmuş, ardındansa bugünkü antik kent kalıntılarının bulunduğu Tekir Burnuna taşınmış (MÖ 4.yy.ın ilk yarısı). Bununla birlikte ilk kent tamamen terk edilmemiş ve Roma devrinde de varlığını sürdürmüş. Her ne kadar görünürde sur kalıntılarından öte fazla bir şey kalmadıysa yapılan yüzey araştırmalarından buna dair kanıtlar ve çeşitli bulgular elde edilmiştir. Ancak – belki de Bizans devrinde veya ardından – bu kent terk edilmiş olmalı ki epey yakın zamanlara kadar yerleşim, şimdinin Eski Datça’sında, denizden birkaç km içeride belirmiş. Bugün Eski Datça, 19.yy.a kadar giden taştan Rum evleriyle, daracık taş sokaklarıyla şirin bir köy görünümünde ve bazı namlı isimlere de ev sahipliği yapmıştır (Can Yücel gibi). Modern ilçe ise eskinin iskelesinde, yani deniz kıyısında kuruludur.
KNİDOS
Tahminen MÖ 360’larda yarımadanın orta kısmından mevcut yerine taşınan antik kentin iki tarihi limanı bulunmaktadır. Son derece sarp bir arazide kurulan kent anakarayla onun karşısına düşen adaya yayılmış. Bugün üzerinde fener bulunan ada o zamanlar, deniz doldurularak anakarayla birleştirilmiş, arada dar bir kanal açık bırakılarak üstünden köprü geçirilmiş. Yüzyıllar üzerindense denizin taşıdığı kumlar her iki tarafı gerçekten birleştirmiş. Hipodamos planına (birbirini dik kesen yollar, ızgara planı) göre kurulmuş olan kentin dik kısımlarında yolların merdivenli olduğu bilinmektedir. İki limandan güneyde ve büyük olanı ticari, kuzeyde ve küçük olanı askeriymiş ve her iki limanın da, şimdi su altında kalmış olan, mendirek ve rıhtımları varmış. Adanın en namlı anıtı elbette Afrodit Tapınağı. Çok ilginç şekilde dairesel olan tapınağı ünlü heykeltıraş Praxiteles’in kendinden de ünlü Afrodit heykeli süslermiş ancak bu güzelim heykel uzun zaman önce kayıplara karışmış. Bugün ancak Münih, Roma ve New York’ta bulunan kopyaları aracılığıyla onun güzelliğini takdir edebiliyoruz. Ancak antik çağda bile o kadar namlıymış ki Bitinya kralı Nicomedes, şehrin almış yürümüş borcunu ödemeyi bile göze alabilmiş ünlü heykeli. Yine de Knidoslular yanaşmamış bu teklifi kabul etmeye. Kaidesi ve basamakları pembe mermerden olan bu tapınağın yanı sıra aşağı şehirde en belirgin olarak 8000 kişilik aşağı tiyatro, Knidoslu ünlü mimar Sostratos’a atfedilen 113x16m.lik Dor nizamlı stoa, kilise ve tapınak kalıntıları, odeon bulunmaktadır. Çıkılması oldukça güç yukarı şehirdeyse Demeter ve Kore Kutsal Alanı (MÖ 330’lardan, burada bulunan muhteşem Demeter heykeli 19.yy.da maalesef İngiltere’ye kaçırılmış) ve 19.yy.da taşlarının çoğu Kavalalı Mehmet Ali Paşanın Kahire’deki sarayına ve Dolmabahçe Sarayına taşınmış olan Büyük Tiyatro bulunmaktadır. Kentin en sağlam kalmış surları akropolün doğusunda, daha dışındaysa çok çeşitli mezar tipleriyle zengin nekropol bulunmaktadır.
Arnika Turizm Doğa tarih kültür fotoğraf turları, güneydoğu turları, mardin turları, yedigöller turları, abant turları, oteller, kurban bayramı turları, yılbaşı turları, yurtdışı turları, safranbolu turları, bolu turları, edirne turu, eskişehir turu, doğa turları, trekking, haftasonu turları, kültür turları